EVLİLİĞİ KURTARMAK, EVLİLİĞİ KURTARMA, EVLİLİĞİ KURTAR, EVLİLİĞİ, KURTARMAK, EVLiLigi KURTARMAK,

EVLİLİĞİ KURTARMAK Adım Aynur 40 yaşındayım İzmitte yaşıyorum. Mutlu bir evlilik için buradayım. Spor Delisi bir bayanım. Saygi sadakat sevgi …. Saygı sevgı durustluk Allahtan korksun yeter. Benim gibi dürüs sadık merhametli aptesli namazlı allah korkusu olan bakımlı adam gibi adam elerimi hic bırakmayan iyi günde kötü günde arkamda duran bir eş iştiyom amacım sadece kısa zamanda tanısıp evlenmek allahım hayırlısını nasip etsin amin amin amin. EHL-İ İRFAN ARASINDA ARADIM KILDIM TALEP;
HER HÜNER MAKBUL İMİŞ İLLA EDEB İLLA EDEB….

 

EVLİLİĞİ KURTARMAK, EVLİLİĞİ KURTARMA, EVLİLİĞİ KURTAR, EVLİLİĞİ, KURTARMAK, EVLiLigi KURTARMAK,
EVLİLİĞİ KURTARMAK, EVLİLİĞİ KURTARMA, EVLİLİĞİ KURTAR, EVLİLİĞİ, KURTARMAK, EVLiLigi KURTARMAK,

EVLİLİĞİ KURTARMAK

 

Eşler günün birinde birbirlerine duydukları sevgiyi tüketebilecek kuruntularla, inançla mücadele etmesini bilmeli.

 

Eşlerin günün birinde birbirlerine karşı duyabilecekleri kuruntulara karşı şunlara inanmalarını tavsiye diyoruz:

 

Birinci İnanç: Evlilik her an değişik ve daha iyiye doğru gidebilir. Artık hiç bir şeyin evliliği düzeltemeyeceğini, bittiğini söylemek sadece bir kuruntudur. Öyle çiftler vardır ki, mutluluk için mücadeleye devam edip oldukça da başarılı olmuşlardır. Tabii başarılı olamayıp ayrılan da çoktur. Ama bugün geçmişe bakıp da aldıkları mesafeden gözleri parlayanlar da az değildir.

 

Bunlardan bazıları, eşlerden birinin diğerini değiştirmek için yıllarca çaba harcadığı evliliklerdendir. Günün birinde, kendilerini bir şekilde değiştirmeye karar verirler. Karşıdakini çok kolay suçlamaya kayan bir dile sahipken, övgüye yer vermeye başlarlar. Hissî olarak paylaşmaya önem verirler. Her an her şeyi kontrol altında tutmak isterken, zayıflık göstermeye ve karşısındaki kişiye muhtaç olduklarını hissettirmeye başlarlar. Derken görürler ki: Kendileri değiştikçe karşısındaki kişinin davranışları etkilenmektedir.

 

İkinci İnanç: Benim kısmetim bana en uygun kişidir. Başkasıyla evlenseydim, değişik problemler çıkardı.

 

Evlilik dışı ilişkiye girenlerin durumu bu inancın doğruluğunun bir örneğidir. İlk önce “işte evlenmem gereken kişi” denildiği görülür. Ama pembe hayat bir süre sonra sona erer. Kaçınılmaz olarak sıradanlık yaşantılarını kuşatacaktır.

 

Üçüncü İnanç: Sevginin sadece duygularla ayakta kalması imkansızdır. Her evlilik eşlerden birinin kendisini sevgisiz hissettiği bir dönemden geçer. Böyle bir dönemde her şey bize “bırak artık, bu ilişki tükendi” diye bağırır. Ancak daha ilk seferinden bırakacak olursak, kalıcı sevgiyi asla bulamayız.

 

Biz, her şeyin en iyisine layık olduğumuza bizi inandırmaya çalışan bir toplumda yaşamaktayız. Bu evlilik için geçerli midir? Devamlı arayışta mı olacağız? Hayır.Gerçek sevgiyi arayacaksak, her şeye rağmen eşimizi sevmeyi öğrenmemiz gerekecektir.

 

Trafik kazası geçirmiş ve bir kolu sakat kalmış hanımını özenle hastaneye getiren erkek şöyle diyordu: “Biz karı-koca değil miyiz? Böyle günlerde birbirimize daha bir bağlanmamız, destek olmamız gerekir.”

 

İşte evlilik buydu! Sevgi azalmıyor, belki de artıyordu.

 

Evlilikleriniz zor bir dönemden geçse bile tekrar düzelmesi söz konusudur. Yeter ki birbirinize sevgi ve saygıyı kaybetmeyin, buna yol açacak hareket ve sözlerden kaçının.

 

Bütün çiftlere mutluluklar diliyoruz.

 

 

BOŞANMA FELAKETİ

 

Bir toplumun sağlamlığı, ailelerdeki geçimsizliklerin, boşanmaların az olması ile belli olur.

 

İngiltere kralı Sekizinci Henri, karısından boşanıp başka bir kadınla evlenmek istemiş. Papa buna müsaade etmeyince kral, Henri İngiltere’den Katolik mezhebini kaldırmış, yerine Anglikan mezhebini kurmuş. Yani boşanabilmek için bütün bir milletin dinini değiştirmiş.

 

Fransa’nın sevilen şarkıcısı François Hardy: Sevdiği Jean Mari’den ayrılığını unutamıyor ve ızdırabını şöyle dile getiriyor: “Tuhaf şey, beraberken hiç öyle duygular hissetmiyordum. Ayrıldıktan sonra iş değişti. Eve dönüşte sevilen erkeğin orada olmadığını görmek ne demektir şimdi anlıyorum. Kendime hâkim olamıyorum. Daima her yerde onu görüyorum. Onu unutmak için elimden geleni yaptım gezdim tozdum, flört etmeğe çalıştım ama olmuyor, onun yerini hiç bir şey doldurmuyor. Kimse iç âlemimi bilmiyor. Hüzünlü şarkılar söylememe şaşılıyor. Ben hayatı sevinçli, neşeli bulmuyorum. Onun için kederli şarkılar söylüyorum. Beni hiç bir şey avutmuyor, sadece bekliyorum bir gün belki bu bekleyişim sona erecek, ama ne zaman..!”

 

Boşanma, toplumumuzu içten kemiren felaketlerimizden biridir. Maalesef ülkemizde boşanma oranları giderek artmaktadır.

 

Bugün evlilikler daha zayıf temeller üzerine kuruluyor ve bu yüzden yıkılması daha kolay oluyor. Hatta bazı evlenenler “mutlu olmazsak ayrılırız” diyerek yuva kuruyorlar. Bu yanlış bir tutumdur. Çünkü her boşanma olayında sadece evlenenler değil, onların aileleri ve özellikle çocukları kötü etkilenir. Bir ruh hekiminin muayenehanesine problemleri için gelen birçok kişinin rahatsızlığının temelinde boşanma ve getirdiği sıkıntılar yatmaktadır.

 

Kadın ve erkeğin birbirini tatmin etmeyişi veya edemeyişi, birbirini ihmal edişi, zevk ayrılıkları, kültür farklılıkları ve aldatma boşanmanın başlıca sebeplerindendir. Dr. Van Pelt, aşkı hipnotizma diye kabul etmekte, evlendikten sonra bu hipnotizma tesirini kaybedince aşk harareti söner, soğukluk ve ayrılıklar başlar.” diyor.

 

Kadının modaya, süse düşkünlüğü, ve erkeğin gelirinin yetmemesi huzuru bozar ve boşanmakla sonuçlanır.

 

Kimi erkek, karısının yaşlanması, güzelliğini ve çekiciliğini kaybetmesi, onu artık beğenmemesi, başka kadınlara, genç kızlara kendini kaptırması nedeniyle boşanmaya başvurur.

 

İstatistikler, dünyadaki erkeklerin yüzde 60’ı, kadınların da yüzde 40’ının kıskanç olduğunu gösteriyor. Kıskançlığın en tehlikeli devresi, erkeklerde 30-40 yaş arasında, kadınlarda 50-55 yaş arasındadır. Aşırı kıskançlık ta boşanma sebebi olabiliyor.

 

Bir toplumun mutlu ve ruhen sağlıklı olması onun temeli sayılan ailenin sağlamlığı ile ölçülür. Ailenin de sağlamlığı geçimsizliklerin, boşanmaların az olması ile belli olur. Ülkemizde kültür yozlaşması oldukça, toplumun temelleri sarsılmakta ve sağlam aileler yerine boşanmış veya geçimsiz çiftlere bırakmaktadır. Aile yapısını güçlendirmek hepimizin görevi olmalıdır.

EVLİLİĞİ KURTARMAK, EVLİLİĞİ KURTARMA, EVLİLİĞİ KURTAR, EVLİLİĞİ, KURTARMAK, EVLiLigi KURTARMAK,